Aşağıdaki
yazı ve bilgiler VoIP (internet data hatlarından, sesli görüşme
iletimi üzerine yardımcı bilgiler vermek amacıyla
yazılmıştır.
|
VoIP nedir? VoIP teknolojisi ile birlikte ses kalitesi düşecek
mi? Nasıl bir altyapı ve bağlantım
olmalı? Hangi gateway'leri kullanabilirim? Tarifem zamanla değişecek mi? Toplam kurulum maliyetim nedir? Faks gönderebilecek miyim? Ödemelerimi nasıl gerçekleştirebilirim? Konuşma detayları (CDR; müşteri arama
kayıtları) görebilecek miyim? Ses trafiğinin iletilmesi için uydu devrelerin
kullanılması uygun mudur? VoIP uygulamaları ile farklı noktalardaki (ve
hatta yurtdışındaki) şubeme ulaşabilir miyim? FXS & FXO nedir? VoIP nedir?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
FXS (Foreign eXchange Station) santralin harici (PSTN)
tarafına veya telefona direkt bağlanan ve porta çevir sesi veren, FXO
(Foreign eXchange Office) ise santralin dahili tarafına bağlanan tek
kanal analog ses portudur.
Voice Over IP nedir?
Voice Over IP diye adlandırdığımız teknoloji genel
kanının aksine sadece ve sadece "İnternet üzerinden ucuz
ses görüşmesi" değildir. Bu teknolojinin bize getirdiği olanakları
ve imkanları gördüğümüzde gerçekten de bu tanımın, amaçtan
çok uzaklaşmış sadece bir piyasa tanımı olduğunu
göreceksiniz. Bu seri de VoIP'in
ne olduğu, olanakları (avantajları), dezavantajları,
kullanılan prototokoller (ortak diller), Analog sinyali
sayısallaştırırken kullandığımız
CoDec'leri açıklayacağım.
İletişim kuramı bin yıllar önce
başladı.İletişim insanlık tarihi kadar eski bir
süreçtir. İlk insandan itibaren insan gerek kendisi ile, gerek
diğerlleri ile, gerek hayvanlarla ve gerekse de doğa ile hep
iletişim halindeydi.
Seneler önce okuduğum bir kitapta (Doğan Cüceloğlu),
"İletişim kuramamak imkansızdır." diye bir söz
vardı. Bu söz üstüne çok fazla düşünmüştüm. Tabii ki o zamanki
algı kapasitemle bunun nedenlerini araştırmıştım.
İletişim ve doğal olarak psikoloji, sosyoloji,kültür konusu
benim bilgisayardan sonra en fazla uğraştığım ilgi
alanımdır.
Öncelikle buradaki amacı belirtmemiz gerekiyor. Amaç, üzerinde bu kadar
durduğumuz iletişim konusudur. İletişim modelindeki
tanım, "bir bilgiyi kaynaktan hedefe bir ortam üzerinden
aktarmak" olarak tanımlanmıştır. Bu tanımın
gereği biz de VoIP
modelimizde "bir bilgiyi kaynaktan (Source IP) hedefe (Destination IP)
aktaracağız. Bu arada kullanacağımız her türlü
elektronik cihaz sadece ve sadece araçtır. Ses doğası gereki
dalgalar halinde yayılmaktadır. Ses dalgası şiddeti ve
frekansı değiştirerek
istediğimiz her türlü sesi taşıyabilecek doğal bir
araçtır. Aşağıda çok sevdiğim bir parça olan
"Rüzgar" şarkısının Yunanca yorumu
bulunmaktadır. "Bana esmeyi anlat." sözünün modülasyonla
nasıl bir şekil aldığını görüyoruz.
Sesin kendisine şekil veren özellikler gerek phase (faz), frekans
(tekrarlanma sıklığı), gerekse de amplitude (sesin
şiddeti) olabilir. O ya da bu şekilde bir dalga üzerindeki
değişimler sayesinde konuştuğumuz bir sesin nasıl
özelliklerle havada yankılandığını hayal edelim.
Normal iletişim modelinde A kişisi ve B kişisi olacak. Standard
örnek olarak bunlara Ali ile Banu diyelim. Ali'nin Banu'ya aktarmak
istediği her türlü düşünce, eğer ki sözlü iletişim
kanalı kullanılıyorsa, bir ses olarak hayat bulur ve bir ses
dalgası olarak da Banu'ya ulaşır. Bu sesin oluşumu Ali'nin
ses tellerinde başlar ve Banu'nun kulağında son bulur. Yani aslında
halen daha bir CoDec kullanmaktayız. Codec'ten biraz bahsedecek olursak,
bir sinyalin veya herhangi birşeyin başka bir formata
dönüştürülerek taşınması işlemidir. Çok fazla
kullandığımız MP3 bu
codeclere en güzel örneklerden bir tanesidir. Orjinal halinden (Analog)
değiştirdiğimiz bu ses eğer karşıdaki alıcımız
da orjinal haline gerek
duyuyorsa mutlaka decoding işlemine tabii tutulması gerekmektedir.
Kaba bir örnek olarak Matematikteki bir fonksiyonu verebiliriz.
Eğer ki;
y = 2x + 3 ise;
x = 1/2y -3 tür.
Encoding işlemini "örnekleme" olarak adlandırıyoruz. VoIP sistemini
düşündüğümüzde önce Analog'dan sayısala, daha sonrasında da
sayısal'dan analoğa giden bir yol görürüz. Bizim amacımız
bu örneklemeyi en iyi şekilde yaparak, sesin orjinal haline en uygun
formatta iletilebilmesi ve mümkün olan en az kayıptır. Tabii ki
örneklemeyi yüksek tuttuğunuzda bu sefer de dosya boyutu artacaktır.
Dosya boyutunun artması da VoIP
de bizim en fazla uğraşacağımız sorundan birisi olan
bant genişliği ihtiyacını beraberinde getirecektir. Bu
yüzden ne çok fazla, ne çok az... Sesi orjinal boyutuna en yakın
şekilde örnekleyerek uygun bir ortam üzerinden en etkin
şekilde iletmemiz gerekmektedir. Bir iletişimdeki en önemli
elemanlardan teki de adreslemedir. İletişim gerçekleşmesi için
mutlaka, iletişimi üreten bir kaynağa (source), bir de bu bilgiyi
iletmeyi amaçladığımız hedef (destination) mutlaka olmak
zorundadır. İnsanlar arası iletişimde bu gayet basittir.
Aynı odada iki kişi isek, odanın duvarları sesimizin
maksimum ulaşabildiği sınırdır. (broadcast domain) Bu
oda içindeki her bir bireye de, sesi üreten kişi, gerek unicast (tek
kişiye), gerek multicast (çoklu bir gruba),
gerekse de broadcast (herkese) yayın yaparaktan iletmek istediği
bilgiyi aktarır. Burada tekrar edeceğimiz üzere en önemli
elemanlardan teki de adreslemedir. Bir sesi
oluşturdunuz, fakat bu ses nasıl ulaşıcak? Bildiğimiz
ve en çok kullanılan genel iletişim metodlarına örnek olarak.
Public Switched Telephone Network (PSTN), Global System for Mobile
Communications (GSM) ve Voice Over IP Protocol (VoIP) sistemlerini verebiliriz. Kuşkusuz
bunların dışında da pek çok iletişim metodu mevcut,
lakin biz burada sadece en yaygın olanları inceleyeceğiz.
Öncelikle en çok bildiğimiz sistem olan PSTN'i ele alalım. PSTN diye
adlandırdığımız teknoloji, yüzyılı
aşkın süredir hayatımızda var olan bildiğimiz telefon
sistemleridir. SS7 (Signaling System Seven) olarak devam eden şu anki
protokolde, hedefin adreslenmesi, çağrının iletilmesi,
açılması, kapatılması gibi pek çok işlem
gerçekleşmektedir.
PSTN sistemini inceleyecek olursak, ortada bir tane santral görürüz. Operatör
tarafında bulunan (CO) bu sistem, abonelere (CPE) gerekli servisi
sağlar. PSTN şu anda halen daha en dayanıklı sistemdir.
Nedeni ise haberleşme, elektrik, vb. İletişim için gerekli olan
neredeyse herşeyin operatör tarafından
karşılanmasıdır. Evinize gelen bir çift bakır tel
sayesinde telefon haberleşmesi mümkün. Kullanıcı tarafında
en basit olarak sadece bir adet analog telefon gereklidir. Şu anda gidip
sokakta dahi Analog telefon alabiliyorsanız da bu artık bu sistemin
ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir. 3-5$ dan başlayarak,
telefon özelliklerine göre fiyatı artan bu sistem şu anda herkesin
bildiği en basit modeldir. Neredeyse, herkes normal bir telefonu
kullanabilir.
PSTN'in kalbinde yatan teknoloji ortadaki santral (switch) 'dir. Santral'den ev
abonelerine birer çift kablo gider ve bu kablonun ucuna bildiğimiz
telefonları bağlarız. PSTN sisteminde sabit adresleme
vardır. PSTN santralinin her bir portuna sabit bir numara verilir. Yani
burada asıl yapılan telefon numarası (sanal), devre/port
numarası (fiziksel) adres eşlemesidir. Santralin 1. portuna 94 00, 2.
portuna 94 01, 3. portuna 94 02, 4. portuna da 94 03 verdiğimizi
düşünelim. Bu santraldeki herkes, telefonunu kaldırdığında
santralin üretmiş olduğu bir çevir sesini duyacaktır. Yine bu
santral iletişim gerekliliği için elektriği de üretir. Daha
sonrasında 1 numaralı abone (94 00), 2. numaralı abonenin
numarası çevirdiğinde (94 01) santral bu iki abone arasında
direkt olarak geçici bir devre kurar ve iletişim gerçekleşir. 3.
abone (94 02) aynı anda 1. abone'yi (94 00) aramaya
çalıştığında ise 1. abonenin devresi zaten 2. abone
ile sağlanmış olduğu için direkt olarak 3. abone
meşgul sesi duyacaktır. Şu anki
kullandığımız telefon santralleri, devre anahtarlama
(circuit switching) teknolojisi ile çalışmaktadır. Bu santralin
içinde olduğumuz sürece tüm aboneler mevcut 4 haneli telefon adresleme
planı (dial
plan) üzerinden birbirleri ile iletişim kurabilirler. Bu şekilde bir
santral daha olduğunu düşünelim. Oradaki aboneler de 83 01, 83 02, 83
03, 83 04 olarak kendi santrallerinde bir dahili sistemleri var ise, onlar da
kendi aralarında rahatlıkla konuşurlar. Ne zaman ki 1.
santraldeki bir abone, 2. santraldeki bir aboneyi aramaya çalışırsa
işte o anda
santraller arasında mecburen bir ara bağlantıya ihtiyaç
duyulacaktır. Biz buna trunk devre diyoruz. Diyelim ki 1. santralde 100
abone var, 2. santral de ise 200 abone var. Bu iki santral arasındaki
trafiğin ne kadar olacağını tahmin ederekten, bu iki
santral arasında yeterli trunk hat çekmemiz gerekmektedir.
Hesaplamaların çoğu maalesef gözlem üzerine değil de, tahmini
yapıldığı için deprem gibi büyük afetlerde tüm
iletişim kanalları kitlenmektedir. Nedeni ise bu santrallerin
aynı anda aralarında taşıyabildiği kapasite, ve
santralin kendi kapasitesidir. Biz az önceki örneğimizde iki santral
arasına en az 10 adet trunk hat attığımızı kabul
edeceğiz. Hala adresleme konusunda iken burada zaten en büyük sorunu
yaşayacağız. Bir abone diğer santraldeki abonelere
nasıl erişecek? Burada yönlendirme (routing) sistemi devreye girer.
Yerel arama planından (Local Dial Plan, Local Directory Number, etc.)
ayrı olarak santrale mecburen bir prefix vermek zorundayız. Bu prefix
zaten hiyerarşik bir yapıda olacağından işimizi çok daha
fazla kolaylaştıracaktır.
Bu durumda 1. santrale biz 284 kodunu prefix olarak verelim, 2. santrale de 346
kodunu prefix olarak verelim. Birinci santraldeki abonelerin telefon
numarası otomatik olarak prefix + Local Directory Number olarak
tanimlanmis olacaktir. Eğer ki şu anki 3+7 haneli genel arama planina
uymak istersek, ayni modeli biz de kendi santralimiz için kullanabiliriz.
1. santraldeki abonelerin telefon numarası;
284 94 00
284 94 01
284 94 02
284 94 03
olarak değişecektir.
2. santraldeki abonelerin telefon numarası da
346 93 01
346 93 02
346 93 03
346 93 04
olacaktır.
Santralin yerel telefon planından ayrı olarak eğer ki bir prefix
gelir ise bunu hangi adrese yönlendireceğini (call routing) de biz
belirleyeceğiz. Şu durumda 1. santral aboneleri eğer ki 4 haneli
numara çevirirse veya ilk 3 hane 284 ise, bu yerel bir çağrı olarak
kabul edilecek ve bu çağrı trunk devrelere yönlendirilmeyecektir.
Ama, 1. santral aboneleri 7 hane çevirir ve bu 7 hanenin ilk üç hanesi 284
değil ise, bu durumda santral prefix'i yakalayacak ve
çağrıyı eğer arama planında (dial plan) var ise uygun
dış devreye yönlendirecektir. Tabii bunun peşinden de
karşıdaki santrale yerel abone numarasını da beraberinde
gönderecektir.
346 93 01
346 : Prefix
93 01 : Karşı santraldeki yerel abone.
PSTN sistemindeki bu arama planı ve adresleme planı bizim özellikle
H.323 ile Voice Over IP'de yapacağımız plana çok benzemektedir.
GSM modelinde ise, her cep telefonunun IMEI denilen bir kodu
bulunmaktadır. IMEI numarası, bizim baz istasyonu tarafından
tanınmamızı sağlayan özgün (unique) numaradır. Bir GSM
abonesi, cep telefonunu açtığında en yakındaki baz
istasyonuna IMEI numarası iletilecektir. Baz istasyonu ise merkezde
bulunan abone takip sistemine, bu abonenin şu anda hangi baz istasyonunda
olduğunu raporlar. Gelen bir çağrı direkt olarak merkez abone
takip sistemi üzerinden, abonenin olduğu baz istasyonuna yönlenir. En son
ise, aboneyi kapsayan baz istasyonu bu sinyali yayar, ve mevcut IMEI
numarasına sahip olan abone bu çağrıyı karşılar.
Aslında gelen sinyali o çevredeki bütün RF cihazlar görür. (Aynı
frekanstakiler...) ama sadece o IMEI numarasına sahip cihaz cevap verir. VoIP sistemi H.323 modelinde PSTN
sistemine, SIP modelinde ise de GSM'e çok benzemektedir. Zaten
amacımız temelde iletişim olduğu için bu modellerin
birbirinden pek de farklı olmasını beklememek gerekmektedir.
Direkt VoIP'e geçmeden önce
bu modelleri anlatmamın amacı, bizim pek çok aşamada mevcut PSTN
ve GSM sistemlerine geçiş yapmamız gerekeceğindendir. VoIP avantaj ve dezavantajlarından
birisi olarak faks mantığı nı söyleyebiliriz. Bu iş
dünyasında bir kavramdır. Temeli ise, bir şeyden ne kadar
çok/yaygın varsa, o derece insanlar tarafından kullanılma
ihtiyacıdır. Düşünün ki tüm dünyada sadece sizde faks var. Bir
işe yarar mı? Mecburen 2. bir faks makinesi olmak zorunda ki
elinizdeki faks makinesinin bir anlamı olsun. Aynı şey bir 15
sene önce GSM telefonları için de söylemek mümkündü. Piyasaya
çıktılar ama o zamanki çok düşük kapsama alanı,
cihazların pil sorunları (günde 3 pil taşımak zorunda
kalıyorduk...) vb. Problemler yüzünden ilk başta çok fazla
yaygınlaşmamışlardı. Daha sonrasında, GSM
gittikçe yaygınlaştı. Eskiden tonla olan prosedürler kalkmaya
başladı. Kontörlü kart'larla beraber prosedür olayı neredeyse
sıfıra inince artık sokakta dolaşan çocuklar dahi cep
telefonu ile gezmeye başladı. Bir tane cep telefonu da yetmedi.
Herkes 1,2,3 şeklinde SIM kartlarla dolaşmaya başladı.
Telsim abonesi için hadi CepAile paketini takalım. Sevgili için hadi
BizBize kart
Öğrenci
arkadaşlar için Avea Öğrenci Paketi... derken, hepimiz herhalde
dünyanın en hızlı SIM kart değiştirebilen milleti
olduk çıktık. Eskiden insanlar, cep telefonun var mı? Diye
sorarlardı. Şimdi ise direkt soru;
Cep telefonun kaç? ... İyi de ya bende cep telefonu yok ise? GSM
sistemi, az önce bahsettiğim faks mantığına en güzel
örnektir. Türkiye'deki en yaygın sistem PSTN iken (yaklaşık 15
milyon abone...), şu anda GSM (yaklaşık 30 milyon abone
(tahmini)) en yaygın abone kapasitesine ulaşmış
durumdadır. Bu değişim doğal olarak da insanlarda
artık sabit telefona olan ihtiyacı azalttı. Şahsen kendi
evimde kullandığım telefon sadece ve sadece ADSL hat amacı
ile aldığım bir telefondur. Ayda yılda bir haricinde de
asla
kullanmam. Hatta kendi ev telefon numaramı dahi zor ezberledim
diyebilirim. VoIP sistemi her
ne kadar yeni bir teknoloji olmasa da, ev ve işyerlerine girmesi gerek
regülasyonlar, gerek teknolojideki gecikmişlik vb. Sebeplerden dolayı
henüz istenilen kullanım oranına yaklaşamadı. Ama bir süre
sonra artık Senin IP numaran ne? diye sohbetler görürsek eminim ki
şaşırmayacağız. Üstte bahsettiğim sebeplerden ve
insanların alıştığı geleneksel metodları
bırakamayacaklarından dolayı, biz VoIP şebekemizi gereken durumlarda PSTN ve GSM
altyapısına bağlamak zorunda kalacağız. FXS Analog
telefonlar için sinyal üretir. Mevcut analog herhangi bir telefonu VoIP sistemine dahil edebilmemiz için
gerekli olan sinyali FXS cihaz üretir. (Foreign eXchange Station) FXS hizmetini
veren taraf biz olduğumuzda kendimizi operatör (CO) olarak kabul
edebiliriz. FXO Gelen trunk devresini karşılar. (Telekomdan gelen
hattı VoIP sisteminde
FXO portuna takarız.) Foreign eXchange Office. Bu durumda biz aboneyiz.
(CPE) E&M Trunk Hem FXS, hem de FXO, bir çift bakır tel üzerinden tek
bir görüşmeyi sağlamaktadır. Eğer ki bize 3-5 tane trunk
devre yeterli ise bu kablo karmaşıklığına
dayanabiliriz. Ama amacımız 20-30 devreyi birden Analog sistemden VoIP sistemine geçişi
sağlamaksa, tek tek FXS veya FXO portları yeterli olmayacaktır.
Eğer ki PSTN santral ve VoIP
santral aynı Ear and Mouth (E&M) trunk portlarını ve
protokollerini destekliyorsa, santraller arası tek tek tel çekmek yerine,
bir E&M trunk üzerinden çoklu sayıda hattı aynı anda
geçirebiliriz.
Alıntı: http://www.iyimi.net/voice